Kayıt Ol
e Ticaret Türkiye Türkiye'nin Online Ticari Ekosistemi.
Aycup Karton Bardak

Bardak, Türkçe'de su içilen kap anlamına gelmektedir. Tarihte Kaşgarlı Mahmud bart sözcüğünü kullanmıştır. Eski Kıpçakça' da küçültme eki almış bugünkü biçimiyle olarak da bilinmektedir. İlginç biçimde çok eski tarihlerde ' bardak' sözcüğüyle istikrar kazanmıştır. Cam eşyanın yaygınlaşmadığı kırsal kesimde, yakın zamana kadar Arapça'dan alınan sözcüklerle 'tas' ve 'maşraba' olarak adlandırılmıştır. Anadolu halk kültüründe, yöresine göre ahşap veya toprak bardak için boduç, bocut gibi değişken isimleriyle ayrı bir sözcük bulunsa da, “eski çamlar bardak oldu” deyiminin dönüşümüyle şimdiki modern kültürde bardak olarak bilinmektedir. Karton bardaklar ise günümüzde hızlı yaşamın aktif olduğu mekanlarda camın alternatifi olan gündelik yaşantımıza girmiştir. Çoğumuz için kahve günlük hayatımızın önemli bir parçasıdır. Evimizde, iş yerlerimizde kafeine bağlı olarak yaşamaktayız. Tek kullanımlık, karton bardakların ilk kullanıldığı tarihler 20. yüzyılın başlarında başlar. 1907 yılında, A.B.D Boston da bulunan avukat ve mucit Lawrence Luellen kullanıldıktan sonra atılabilen kağıt bardağı patentli olarak icat etti. “HEALTH CUP” olarak adlandırdı.Yapısı kullanımdan sonra kullanılıp atılabilen bir kağıt torbaya benziyordu. 5 yıl sonra “ PAPER CUP ” olarak adı yaygınlaşarak dünyada popüler olmuştur. 1918'de, İspanya' da grip ile beraber suda enfeksiyon salgını oldu birçok insan öldü. O yıllarda herkes mikroplardan korkuyordu. Bu olay tek kullanımlık kapların kullanımda olduğu bir zamandı. İnsanlar kağıt bardakların ne kadar faydalı olduğunu takdir etmeye başladılar. Bu nedenle tek kullanımlık kaplar, kağıt bardaklar kendilerini hızlı yaşam kültürüne kendilerini kabul ettirmiştir. Tek kullanımlık karton bardaklar, sadece su içmek değil, çay ve kahve gibi sıcak içecekler için de kullanılmaya başladı. 1930'lu yıllarda, kağıt bardakların el yakmaması için bardak tutucu sleve icat edilmiştir. 1933 te bir mucit kulplu karton bardak icat etmiştir. Ülkemizde ise 2000' li yılların başında hızlı tüketimin ve iş hayatının hızlanması kullan at ürünlerin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu göstermekteydi. Bununla beraber karton bardak üreticileri imal ettiği ürünlerini bilinçli kullanıcıların kullanımına sunmuşlardır. Hali hazırda karton bardak piyasasında üretimini ve satışını yapmakta olan firmalar, güvenilir ürünler ile ülkemize hizmet vermektedir. Sektörün önde gelen firması Aycup ® markamız ile siz değerli tüketicilere 2012 yılından bu yana kesintisiz hizmet vermekteyiz. Kaynak: https://www.aycup.com.tr/kurumsal/karton-bardak-tarihcesi...
Antiranik Ovagim

Tecrübe ve işin ehli olmak daima bir ayrıcalık ve hızlı cevap ve netice getirmesi ise işin kaymağı. Alt komşumuz şikâyetçi çünkü tuvalet tavanı akıyor, bugün birini çağırdım Termal Kamera Akustik Cihazla dinleme ile kaçağın yerini bulmak için ₺150 istedi. Hacı bir başkasını getirdi, adamın yaptığı şu oldu bir pamuklu çubuğu bir tabandaki yarıklara soktu ve su kaçağının nerden oluştuğunu bir iki dakikada buldu. Bu bana çalıştığım bir firmadaki Rus arkadaşlar anlatmıştı. Amerikalılar Uzay boşluğunda akan ve içi boşalan ve etrafı batıran Tükenmez Kalem'in akmaması için bir kaç milyon $ araştırma için harcayıp çözüm bulamamışlar, aynı sorunla karşılaşan Ruslar çözümü ise uzaya Kurşun Kalem götürerek çözmüşler. ...
Antiranik Ovagim

Walt Rostow'un Ekonomik Kalkınma Teorisi ve bu Teoriye göre Türkiye'nin 1935 yılında ki konumu. Özellikle Ülke tablolarına bakın ve bugün ile karşılaştırın, Türkiye'nin niye kalkınmada 4 ve 5 inci safhalara 80 yıl içinde geçemediğini iyi incelemek lazım. Bir de bu GDP 2018 itibari ile niye hala $9700 olduğunu iyi incelemek lazım. Kalkınma, Rostow'a göre, beş safhada olur: 1. Başlangıç safhasında Geleneksel toplum bulunmaktadır. Rostow’da geleneksel toplumların temel özelliği, kişi başına elde edilebilen gelir düzeyinde bir tavanın mevcut olmasıdır. Bu tür toplumlar genellikle üretimin sınırlı olması yüzünden kaynaklarının çok büyük bir kısmını tarıma ayırmak zorunda kalırlar. Tarım, emek gücünün ağırlıklı istihdam alanıdır. Yatırımların çok düşük olduğu ve klasik toprağa bağımlı üretim yöntemlerinin kullanıldığı geleneksel toplumlarda siyasi iktidar da genellikle toprak sahiplerinin elindedir. 2. İkinci safhada hazırlık aşamasındaki toplum gelir. Rostowcu modele göre, geleneksel toplumdan kurtuluş ve hazırlık aşamasına geçiş; en azından toplumun bir kısmında fikirlerin ve tutumların ekonomik kalkınma yönünde değişmesi ve dışarıdan gelen şoklarla gerçekleşmektedir. Hazırlık aşamasındaki toplumlarda öncelikle, sosyal sabit sermaye yatırımlarının gerçekleştirilmesiyle uğraşılır. Toprak reformu ve diğer araçlarla tarımda elde edilen gelirin bir kısmının sanayiye transferi veya girişimci toprak sahiplerinin gelirlerinin bir kısmını kendilerinin ticaret ve sanayiye yatırmaları bu dönemin ekonomik yapısındaki belirgin özelliktir. 3. Üçüncü safhada kalkışa geçen toplum gelir. Bir önceki hazırlık aşamasıyla arasında net bir ayırım yapılmasa da kalkışa geçme aşaması modelin en önemli kısmıdır ve sanayileşmenin ilk dönemi esas alınır. Rostow bazı ülkeler için tahmini kalkış tarihleri belirlemiştir (Tablo 1). Tablo SEQ Tablo \* ALPHABETIC A. Tahmini kalkış tarihleri (Rostow, 1966;52) ÜLKELER KALKIŞ İngiltere 1783 – 1802 Rusya 1890 – 1914 Fransa 1830 – 1860 Kanada 1896 – 1914 Belçika 1833 – 1860 Arjantin 1935 - ABD 1843 – 1860 Türkiye 1937 - Almanya 1850 – 1873 Hindistan 1952 - İsveç 1868 – 1890 Çin 1952 - Japonya 1878 – 1900 Bu aşamada toplum gelişmeyi başlatan uyarıcılara olumlu ve düzenli tepki verir. Ancak yine de kalkışın gerçekleşmesi için öncelikle üç koşulun meydana gelmesi gerekir: · Üretken yatırımların milli gelir içindeki payının %5 veya daha azından; %10 veya daha fazlasına çıkması ve böylece nüfus artış hızını aşan gelir artışının sağlanması, · Yüksek hızla gelişen bir veya birkaç imalat sektörünün kurulması, · Modern sektörde gelişmeyi tahrik eden ve kalkış aşamasının dış ticarette yapacağı tasarrufları iyi kullanabilecek, başlatılan gelişmeye süreklilik verebilecek siyasi, sosyal ve yönetsel bir ortamın bulunması (Rostow, 1966:65). Kalkış döneminde kendi kendini besleyen ve sürekli gelişmeyi önleyen engeller ve direnmeler tamamen yıkılır. Tarımsal üretim yöntemlerinde köklü değişimler gözlenirken, sanayide “öncü sektör” söz konusudur. Öncü sektör, ekonomide birinci derecede gelişen ve gelişimlerinin daha başlangıç aşamasında çok hızlı gelişerek, ekonomik yapı üzerinde doğrudan veya dolaylı büyük etkileri olan sektördür. Rostow’a göre bir sektörün veya ekonomik faaliyetin ekonomik gelişmeye önderlik edebilmesinin belirli koşulları vardır: (a) Öncü sektörün üretiminde sürekli artış için yüksek talep, (b) Bu sektöre yeni üretim fonksiyonları girmeli ve bunların kapasiteleri genişlemeli, (c) Toplum tarafından öncü sektöre gerekli sermaye sağlanmalı ve girişimciler elde ettikleri gelirin büyük bir kısmını yeniden sektöre yönelik yatırımlara harcamalı, Öncü sektör, diğer sektörlerdeki teknolojik yeniliği kışkırtmalıdır (1966:66). Rostowcu modelde kalkınma süreci devam ederken etkinliğini kaybeden öncü sektörün yerini yeni öncü sektörler alabilmekte; süreç hızını kaybetmemektedir. Rostow 1955 yılında yayımladığı çalışmasında Türkiye’nin kalkışa geçmesini şöyle açıklar:”Aşağı yukarı 1935’de, endüstrileşme tedbirlerinin konulmasının ortaya çıkardığı temel üstünde Türk ekonomisi son beş sene içinde dikkate değer bir hareket göstermiştir. Tarımsal gelirin ve tarımda prodüktivitenin artışı bu hareketin temelini teşkil etmiştir. Farklı iki milli siyaset altında meydana gelmiş olan bu hamlelerin kendini besleyen gelişmeye doğru bir ön yapı teşkil edip etmeyeceği, Türkiye’nin bünyevi meselelerine göre çare bulup bulamayacağı şimdiden kestirilemez” (1966:52). 4. Modelin dördüncü safhası, kendi ekonomik büyümesini kendi sağlayan “Olgunluk” aşamasındaki toplumdur. Bu dönemde ekonomik faaliyetler düzenli bir şekilde gelişmeye, modern teknoloji her alana yayılmaya başlamıştır. Milli gelirin % 10 - % 20 kadarı devamlı bir şekilde üretken yatırımlara aktarılmakta ve gelir artışı nüfus artışından daha fazla olmaktadır. Rostow, “Teknolojik bakımdan daha karmaşık üretim süreçlerine doğru ilerlenirken ekonomiye yeni öncü sektörler hakim olur.” demektedir (1966:71). Ekonomi uluslararası piyasalarda yerini bulur ve öncü sektörü karşılaştırmalı üstünlüğünü hissettirir. Olgunluk aşaması sonunda nüfusun çoğunluğu sanayi ve hizmetler sektörlerinde istihdam edilmekte; toplumsal yapıda gelişme gözlenmekte ve dünya genelinde rol üstlenilmeye başlanmaktadır. 5. Rostow, yoğun kitlesel tüketim aşamasındaki toplumla beşinci aşamaya geçer ve modelini tamamlar. Yoğun kitlesel tüketim aşamasındaki toplumun yeni öncü sektörleri, dayanıklı tüketim malları ve hizmet sektörleridir. Kaynaklar gittikçe tüketim mallarına ve kitlesel düzeyde çeşitli hizmetlerin yayılmasına yönelmektedir. Bu dönemde her ülke şu hedefleri arasında dengeyi kurmayı amaçlamaktadır: · Sosyal güvenliği arttırma, gelir dağılımını yeniden düzenleme, çalışma saatlerini azaltma gibi refah devleti koşulları, · Dayanıklı tüketim malları üretme ve hizmet sektörüne önem verme, · Dünya çapında nüfuzunu arttırma ve yeni roller oynama...
Antiranik Ovagim

Marmaristen sonra Turgut köyünün yeşillik denizinin bitmesi ile birlikte Selimiyenin kristal lacivert güzelliği ile karşılaşır, şaşırır ve hayran kalırsınız. Dağlar birden koyu orman dokusunu yitirip tipik akdeniz-ege makiliklerine dönüşür. Bunlara Badem ve Zeytin ağaçları eklenir. Ardından Selimiye köyü, tablo gibi yamaçlardan kıyıya doğru serpilmiş evleri ile sizi selamlamaya başlar. Arazi yapısının dik yamaçlardan oluşması, diğer köylere göre suyunun daha kısıtlı oluşu insanları denize dönük yaşamaya zorlamıştır. Selimiyede genelde Türkmen Yörük kültürü hakim olsada Girit kökenli Türklerin yerleştiği bir köydür. Selimiye koyu Marmaris-Bodrum arasında kalan en önemli Mavi Yolculuk duraklarından birisi. Kıyı bölümü yeşillikler içerisinde , deniz suyu çok temiz ve durgun, ancak kıyıda kumsal alan yok. En yakın kumsal plaj köy merkezinden 2 km uzaklıktaki Sığliman. Selimiye koyu hem doğal liman hemde doğal havuz biçiminde. Volkanik yapıya sahip bölgede deniz derinliği sahilden 15 m açılınca 30-40 metreye ulaşıyor. Köyü çevreleyen Badem ağaçları Ocak sonu ve Şubat ayı başlarında bembeyaz çiçeğe bürünüyor ve kar yağmış gibi bir görüntü ortaya çıkarıyor. Havasındaki oksijenin bolluğu nedeniyle köyde 100 yaşını aşan çok sayıda kişi yaşıyor. Köyün çevresinde 3 kale kalıntısı bulunuyor. Biri Selimiyenin en yüksek tepesinde, diğeri Sarıkaya tepesinde, üçüncüsü ise Kızılköy mahallesinde. Kıyıdan 100 m açıkta teknelere yol göstermek için inşa edilmiş gözetleme burcu deniz feneri, manastır ve tiyatro görülmeye değer kalıntılar. Bölgedeki batıklardan çıkartılan kalıntılar ise Bodrum sualtı müzesinde sergileniyor. Selimiye köyü, bugün Turgut köyü sınırları içinde kalan MÖ 600 yıllarında kurulmuş Hydas yerleşimine yakın bir noktada olduğundan, önce Hidas, daha sonra Bizans döneminde ise Losta olarak anılmış. 1391 yılında Osmanlı topraklarına katılmış. Cumhuriyetin ilanından sonra ulaşım kolaylaşmış ve köy bugünki yerleşim yerine kaymış. Bugünki nüfusu 1.400 kişi civarında. Ana geçim kaynağı Turizm, hayvancılık, balıkçılık ve arıcılıktır. Yörede hakim bitki türleri maki, meşe, zeytin, çınar, palamut, badem, defne, adaçayı, kekik ve hayıttır. Kaynak: Marmaris Turizm Birliği...
Antiranik Ovagim

Bugün İhsan, çoğu kişinin hayali olan deniz kıyısında oturmak ve güneşin ve denizin ve sakin hayatın ve tabii ki hayal edenin hayalinde kendisini mutlu edecek diğer şeyleri düşlediklerini, ama nedense büyük şehirleri (İstanbul) u terk edemediklerinden bahsederek, benim bunu yaptığımı söyledi ve diğerlerinin hayalinde olan şeyi gerçekte bunu benim yaşadığımı söyledi. Ne kadar haklı! yine de nankörlük ben de herhalde. Tabii burada önemli olan bir şeyi eklemeyi es geçmedik, o da huzur, yani kafamızın huzurlu olup olmadığı konusu. Evet bazi şeylere sahibim deniz, güneş gibi. Hoş bunlar her yer de var ama İstanbulda değerlendirme şansımız çok az oldu. Tatili iple çekip kendimizi Akdeniz ve Ege sahillerine atmak için can atardık. Aslen bu düşler gerçekleşmişken, benim düşlerimin eksikliğinde Huzur konusunun yanında daha da aktif bir hayat sürme hayali de var. Hala bedenen (kapasitesi ne kadar üst seviyede değil ise de) hala bazı şeyleri yapma arzusu, hayallimdeki projeleri hayata geçirme arzusu ve bunların hayata geçmesinin getireceği başarmışlık hissi ben de eksik. Yine de bedenin ve önüme çıkan diğer engelleri aşma konusunda ise çalışmalarım ve çözümlerim var. Yine de çözümler, harici engeller tarafından kabul görmeyip önümü açmıyor. Herhalde her çözülmeyeni şimdilik rafa kaldırıp çözüllenler ile yola devam etmek gerekiyor ve bu konumda olmak için ise belli maddi konuların aşılması biraz zamana yayılmak konumunda. Sonunda yapacağım....