Kayıt Ol
e Ticaret Türkiye Türkiye'nin Online Ticari Ekosistemi.

Society

Antiranik Ovagim

Walt Rostow'un Ekonomik Kalkınma Teorisi ve bu Teoriye göre Türkiye'nin 1935 yılında ki konumu. Özellikle Ülke tablolarına bakın ve bugün ile karşılaştırın, Türkiye'nin niye kalkınmada 4 ve 5 inci safhalara 80 yıl içinde geçemediğini iyi incelemek lazım. Bir de bu GDP 2018 itibari ile niye hala $9700 olduğunu iyi incelemek lazım. Kalkınma, Rostow'a göre, beş safhada olur: 1. Başlangıç safhasında Geleneksel toplum bulunmaktadır. Rostow’da geleneksel toplumların temel özelliği, kişi başına elde edilebilen gelir düzeyinde bir tavanın mevcut olmasıdır. Bu tür toplumlar genellikle üretimin sınırlı olması yüzünden kaynaklarının çok büyük bir kısmını tarıma ayırmak zorunda kalırlar. Tarım, emek gücünün ağırlıklı istihdam alanıdır. Yatırımların çok düşük olduğu ve klasik toprağa bağımlı üretim yöntemlerinin kullanıldığı geleneksel toplumlarda siyasi iktidar da genellikle toprak sahiplerinin elindedir. 2. İkinci safhada hazırlık aşamasındaki toplum gelir. Rostowcu modele göre, geleneksel toplumdan kurtuluş ve hazırlık aşamasına geçiş; en azından toplumun bir kısmında fikirlerin ve tutumların ekonomik kalkınma yönünde değişmesi ve dışarıdan gelen şoklarla gerçekleşmektedir. Hazırlık aşamasındaki toplumlarda öncelikle, sosyal sabit sermaye yatırımlarının gerçekleştirilmesiyle uğraşılır. Toprak reformu ve diğer araçlarla tarımda elde edilen gelirin bir kısmının sanayiye transferi veya girişimci toprak sahiplerinin gelirlerinin bir kısmını kendilerinin ticaret ve sanayiye yatırmaları bu dönemin ekonomik yapısındaki belirgin özelliktir. 3. Üçüncü safhada kalkışa geçen toplum gelir. Bir önceki hazırlık aşamasıyla arasında net bir ayırım yapılmasa da kalkışa geçme aşaması modelin en önemli kısmıdır ve sanayileşmenin ilk dönemi esas alınır. Rostow bazı ülkeler için tahmini kalkış tarihleri belirlemiştir (Tablo 1). Tablo SEQ Tablo \* ALPHABETIC A. Tahmini kalkış tarihleri (Rostow, 1966;52) ÜLKELER KALKIŞ İngiltere 1783 – 1802 Rusya 1890 – 1914 Fransa 1830 – 1860 Kanada 1896 – 1914 Belçika 1833 – 1860 Arjantin 1935 - ABD 1843 – 1860 Türkiye 1937 - Almanya 1850 – 1873 Hindistan 1952 - İsveç 1868 – 1890 Çin 1952 - Japonya 1878 – 1900 Bu aşamada toplum gelişmeyi başlatan uyarıcılara olumlu ve düzenli tepki verir. Ancak yine de kalkışın gerçekleşmesi için öncelikle üç koşulun meydana gelmesi gerekir: · Üretken yatırımların milli gelir içindeki payının %5 veya daha azından; %10 veya daha fazlasına çıkması ve böylece nüfus artış hızını aşan gelir artışının sağlanması, · Yüksek hızla gelişen bir veya birkaç imalat sektörünün kurulması, · Modern sektörde gelişmeyi tahrik eden ve kalkış aşamasının dış ticarette yapacağı tasarrufları iyi kullanabilecek, başlatılan gelişmeye süreklilik verebilecek siyasi, sosyal ve yönetsel bir ortamın bulunması (Rostow, 1966:65). Kalkış döneminde kendi kendini besleyen ve sürekli gelişmeyi önleyen engeller ve direnmeler tamamen yıkılır. Tarımsal üretim yöntemlerinde köklü değişimler gözlenirken, sanayide “öncü sektör” söz konusudur. Öncü sektör, ekonomide birinci derecede gelişen ve gelişimlerinin daha başlangıç aşamasında çok hızlı gelişerek, ekonomik yapı üzerinde doğrudan veya dolaylı büyük etkileri olan sektördür. Rostow’a göre bir sektörün veya ekonomik faaliyetin ekonomik gelişmeye önderlik edebilmesinin belirli koşulları vardır: (a) Öncü sektörün üretiminde sürekli artış için yüksek talep, (b) Bu sektöre yeni üretim fonksiyonları girmeli ve bunların kapasiteleri genişlemeli, (c) Toplum tarafından öncü sektöre gerekli sermaye sağlanmalı ve girişimciler elde ettikleri gelirin büyük bir kısmını yeniden sektöre yönelik yatırımlara harcamalı, Öncü sektör, diğer sektörlerdeki teknolojik yeniliği kışkırtmalıdır (1966:66). Rostowcu modelde kalkınma süreci devam ederken etkinliğini kaybeden öncü sektörün yerini yeni öncü sektörler alabilmekte; süreç hızını kaybetmemektedir. Rostow 1955 yılında yayımladığı çalışmasında Türkiye’nin kalkışa geçmesini şöyle açıklar:”Aşağı yukarı 1935’de, endüstrileşme tedbirlerinin konulmasının ortaya çıkardığı temel üstünde Türk ekonomisi son beş sene içinde dikkate değer bir hareket göstermiştir. Tarımsal gelirin ve tarımda prodüktivitenin artışı bu hareketin temelini teşkil etmiştir. Farklı iki milli siyaset altında meydana gelmiş olan bu hamlelerin kendini besleyen gelişmeye doğru bir ön yapı teşkil edip etmeyeceği, Türkiye’nin bünyevi meselelerine göre çare bulup bulamayacağı şimdiden kestirilemez” (1966:52). 4. Modelin dördüncü safhası, kendi ekonomik büyümesini kendi sağlayan “Olgunluk” aşamasındaki toplumdur. Bu dönemde ekonomik faaliyetler düzenli bir şekilde gelişmeye, modern teknoloji her alana yayılmaya başlamıştır. Milli gelirin % 10 - % 20 kadarı devamlı bir şekilde üretken yatırımlara aktarılmakta ve gelir artışı nüfus artışından daha fazla olmaktadır. Rostow, “Teknolojik bakımdan daha karmaşık üretim süreçlerine doğru ilerlenirken ekonomiye yeni öncü sektörler hakim olur.” demektedir (1966:71). Ekonomi uluslararası piyasalarda yerini bulur ve öncü sektörü karşılaştırmalı üstünlüğünü hissettirir. Olgunluk aşaması sonunda nüfusun çoğunluğu sanayi ve hizmetler sektörlerinde istihdam edilmekte; toplumsal yapıda gelişme gözlenmekte ve dünya genelinde rol üstlenilmeye başlanmaktadır. 5. Rostow, yoğun kitlesel tüketim aşamasındaki toplumla beşinci aşamaya geçer ve modelini tamamlar. Yoğun kitlesel tüketim aşamasındaki toplumun yeni öncü sektörleri, dayanıklı tüketim malları ve hizmet sektörleridir. Kaynaklar gittikçe tüketim mallarına ve kitlesel düzeyde çeşitli hizmetlerin yayılmasına yönelmektedir. Bu dönemde her ülke şu hedefleri arasında dengeyi kurmayı amaçlamaktadır: · Sosyal güvenliği arttırma, gelir dağılımını yeniden düzenleme, çalışma saatlerini azaltma gibi refah devleti koşulları, · Dayanıklı tüketim malları üretme ve hizmet sektörüne önem verme, · Dünya çapında nüfuzunu arttırma ve yeni roller oynama...
Antiranik Ovagim

I am trying to eradicate any discrimatory words in the spoken or written world. We all contribute to the discrimanation by using adjectives such as black, colured, white, muslim,non-muslim, ms,miss,mr and god knows how many others, the funny thing is that we also contibute to this discrimination by simply using those words. Its about time to refer to persons with their names and no other descriptive words about persons. I believe that at the end may help to the world's consciousness of taking human beings as human beings and nothing else....
Antiranik Ovagim

ABD'li e-ticaret devi Amazon'un kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Jeff Bezos'un serveti 100 milyar doların üzerine çıktı. Düşünmemek elde değil. Saymakta bile zorlandığım bir rakamı, servet olarak elde bulundurmanın manası ne olabilir? Bir kişi bu servet ile ne yapabilir veya verdiği uğraşın kendisi için artıları ne? Zamanımızın anlayışı ve imkanları ile yapacağınız şeylerin bile limiti var, o da hiç bir limitin olmaması. İnsan, ne vakit bırakmalı ve hayatın başka yönlerine ne zaman yönlenmeli? Jeff Bezos kendi servetinin kaçınılmaz tuzağına ve kısır döngüsüne düşmüş olma şansı büyük bir olasılık. Yazık ki servetini ve yerini korumak için daha çok çalışması gerekmekte. Servetinin girdabına gitmiş vaziyette ve çıkmadığını düşünmekteyim. Tabii kendisi bu soruları soruyor mu ve soruyorsa ne cevaplar veriyor, çok merak ediyorum....
Antiranik Ovagim

Ayvalık ilçe merkezine 8km uzaklıkta bulunan ve Yeniçarohori olarak anılan Küçükköy, dört yüz civarında tarihi Rum evinin restore edilerek sanat atölyelerine dönüştürüldüğü, kültür merkezinin, kent müzesinin kurulduğu, festivallerin düzenlendiği bir sanat ve tasarım köyü. Yeniçarohori, 1462’de Midilli Adası’nın kontrolünü sağlamak için Fatih Sultan Mehmet’in isteği ile yeniçerilerin obalarını kurup yerleştikleri bir köy olarak kurulmuş. Midilli’ye oldukça yakın bir konumu olan Yeniçarohori’de yerleşen yeniçeriler adayı ele geçirip kontrolü sağlayana kadar bir süre burada yaşamışlar. Uzun yıllar sonra bölgeye yerleşen Rumlar ise, buraya yeniçeri evi, yeniçeri köyü anlamına gelen yeniçarohori, yeniçarohorion demişler. 1924’teki mübadele ile köyü boşaltan Rumların ardından 1900’lerin başlarında şimdiki Karadağ bölgesinden gelip yerleşen Boşnaklar halen köyün yerlilerini oluşturuyor. Bu kadar güzel ve zengin bir köyün değerini bilen “şehirliler”, köyü terk edip gitmiş halkın evlerini restore edip, gerçekten burada yaşamak ve burada üretmek isteyen insanları davet ediyorlar. Küçükköy hem Kozak Yaylası’na hem de Sarımsaklı koyuna çok yakın. Köydeki binaları mimari özelliklerini de koruyarak yeniliyor, sanatçılar atölye ve galerilerini kuruyor ama bence en önemlisi burayı “yazlık” gibi görmeyip buraya yerleşiyorlar. ...
Antiranik Ovagim

Özgün adı olan Kırkınca'nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet'in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla Şirince şeklinde resmîleştirilmiştir. 19. yüzyılda, özellikle ihracata yönelik incir üretimiyle ünlü, 1.800 haneli bir Rum kasabasıydı. 1923'te Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonucu Rumların ayrılmasıyla (çoğu Katerini'nin Nea Efesos köyüne yerleşmiştir), Kavala'nın Müştiyan (Moustheni) ve Somokol (Domatia) köylerinden gelen mübadillerle iskân edilmiştir. Mahalle içinde harap durumda olan iki Rum kilisesi bulunmaktadır. Şirince' de hiç bir ev diğerinin manzarasını kapatmaz. Köyde şarap üretimi yüksek seviyede vardır. Şirince Taş Mektep Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Eğitim Tarihi ve Mübadele Müzesi ...