Kayıt Ol
e Ticaret Türkiye Türkiye'nin Online Ticari Ekosistemi.
Antiranik Ovagim

Bugün İhsan, çoğu kişinin hayali olan deniz kıyısında oturmak ve güneşin ve denizin ve sakin hayatın ve tabii ki hayal edenin hayalinde kendisini mutlu edecek diğer şeyleri düşlediklerini, ama nedense büyük şehirleri (İstanbul) u terk edemediklerinden bahsederek, benim bunu yaptığımı söyledi ve diğerlerinin hayalinde olan şeyi gerçekte bunu benim yaşadığımı söyledi. Ne kadar haklı! yine de nankörlük ben de herhalde. Tabii burada önemli olan bir şeyi eklemeyi es geçmedik, o da huzur, yani kafamızın huzurlu olup olmadığı konusu. Evet bazi şeylere sahibim deniz, güneş gibi. Hoş bunlar her yer de var ama İstanbulda değerlendirme şansımız çok az oldu. Tatili iple çekip kendimizi Akdeniz ve Ege sahillerine atmak için can atardık. Aslen bu düşler gerçekleşmişken, benim düşlerimin eksikliğinde Huzur konusunun yanında daha da aktif bir hayat sürme hayali de var. Hala bedenen (kapasitesi ne kadar üst seviyede değil ise de) hala bazı şeyleri yapma arzusu, hayallimdeki projeleri hayata geçirme arzusu ve bunların hayata geçmesinin getireceği başarmışlık hissi ben de eksik. Yine de bedenin ve önüme çıkan diğer engelleri aşma konusunda ise çalışmalarım ve çözümlerim var. Yine de çözümler, harici engeller tarafından kabul görmeyip önümü açmıyor. Herhalde her çözülmeyeni şimdilik rafa kaldırıp çözüllenler ile yola devam etmek gerekiyor ve bu konumda olmak için ise belli maddi konuların aşılması biraz zamana yayılmak konumunda. Sonunda yapacağım....
Admin Administrator

Projem hakkında uzun süredir devam eden olumsuzlukların bazılarını aşma konumuna geldim. Paypal'ın Türkiye'den çıkması projeme büyük bir darbe vurmuştu (tıpkı binlerce freelance çalışan diğer arkadaşlara olduğu gibi), sonunda bu duruma çözüm üretebildim. Hatta PayPal ve C2 den de daha fazla para transaksiyon çeşitleri sunan örneğin bitcoin gibi ödeme sistemlerini siteme dahil edebileceğim. Şu an bu çalışmanın yapım aşamaları şöyle; 1.- Konu üzerinde çalışanlara yapılacak ödemeler Paypal üzerinden yapmam gerekiyor LOL 2.- Yazılımsal ve SQL üzerinde çalışmalar beni geriyor. Başkalarına devretmek istiyorum, rahatlayacağım. Ödemeler Paypal ile yapılacak LOL 3.- Para transaksiyon firmaları ile yapılması gereken anlaşmalar. Bu kolay ama yorucu çalışmalar. Çünkü çoğu sistemler üzerinde çalışılması ve anlaşılmasının gerekmesi ve istenilen şartları yerine getirmek ile mümkün. En Kolayı bu 4.- Tabi şirketleşmem gerekiyor. Bu da beni 1.80 nakavt ediyor Konu bir kaç ay sürebilir. Ama şirketleşme konusu daha da uzun sürecek, tabii belli olmaz Allah yürü ya kulum derse olur. Bu arada 2 add on yapılması var, daha analitik çalışmalarını yapmş değilim, hatta başlamış değilim. Mobil sayfamın yeniden düzenlenmesi ve kullanıcı dostu olması gerekiyor. Android ve Apple ve Amazon applikasyonlarının oluşturmaları gerekiyor. En son aşama ise yatırım arayışına elim daha güçlü olması için müşteri portföyünün daha hızlı genişletilmesi gerekiyor. https://www.eticaretturkiye.com...
Antiranik Ovagim

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin yaklaşık 17 km. güneyindeki Behramkeale Köyü'nde yer alan bir antik kent. Antik Çağda Troas diye adlandırılan bölgenin güney ucunda volkanik bir tepenin zirvesi ve yamaçlarında, Midilli adasının karşısında kurulmuştur. Tarih boyunca Lidya, Pers, Pergamon¸ Roma egemenliği altına giren bölge Orta Çağ'da terk edilmiş; 1880-1883 yıllarında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü'nün yaptığı kazılar sırasında Amerikalı genç mimar Francis H. Bacon tarafından bulunmuştur.[1] Aktif olduğu zamanlarda Assos, bulunduğu bölgedeki tek büyük limana sahip olduğu için geçen gemiler sayesinde zengin olmuştu. Assos'taki andezit taşından imal edilen lahitler, içine konan cesetlerin çabuk çürütmesi ile dünyaca ün yapmış; antik dönemde Lübnan, Suriye, Yunanistan ve Roma'ya ihraç edilmiştir.[2] Antik Çağ'ın büyük düşünürlerinden Aristo'nun bu kentte üç yıl yaşamış ve felsefe okulu kurmuş olması nedeniyle felsefe tarihi açısınan önem taşır. Assos, Pavlus tarafından da ziyaret edilmiştir ve kent bu nedenle Hıristiyanlarca kutsal olarak kabul edilir. MÖ 900’lerde kurulan bu kentin en gözalıcı yeri en tepesine yapılmış olan, Dorik yapılı Athena Tapınağı'dır. Kentin ayrıca büyük bir amfitiyatrosu da vardır. Günümüzde, şehrin olduğu dağın eteklerinde ve yamaçlarındaki Behramkale kenti halen aktiftir. Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir] Assos kentinde ilk defa iskan edenlerin kim olduğu bilinmez ancak arkeolojik verilerden kentte Tunç Çağı'ndan beri kesintisiz iskan edildiği anlaşılmaktadır.[3] Bölge, M.Ö. 7. yy'da Lesbos Adası'ndan (Midilli) gelen Aiol kolonileri tarafından iskan edilerek gelişmiş, zenginleşmiştir. M.Ö. 6.yüzyılda Lidya Krallığı kıyılardaki hellen şehirleri üzerinde politik güç sağlamak istemiş ve bunun sonucunda Assos İ.Ö. 560'ta Lidya Krallığı'nın hâkimiyetine girmiştir. M.Ö. 546 yılında Perslerin Lidya hakimiyetine son vermesi sonucu Pers egemenliği başladı. Bu dönemde vergi siteminde değişiklik olmadı. Vergi toplayanlar, Persler'den ziyade Hellen yöneticilerdi. M.Ö. 5. yüzyılda Pers egemenliğine karşı Atina Devleti'nin liderliğinde kurulan Atina kent birliği'nin kuruluşu sırasında Assos, yılda 1 talent ödeme karşılığında[4] kurucu üyeler arasında kaldı.[3] Persler, uğradıkları yenilgilerden sonra Ege'nin Asya kıyılarından ayrılmaya başlamıştı. Ancak zaman içinde Persler yeniden Anadolu kıyılarına döndüler; Batı Anadolu kıyılarında yaşayanları yeniden Pers egemenliğine zorlayan Kral Barışı'nın (M.Ö. 387) imzalanmasından hemen sonra Eubolos adında bir tüccar kendini Assos ve Atarneus kentlerinin kralı ilan etti.[4] Onun ölümünden sonra hizmetkarlarından Hermesisas yönetimi ele geçirdi.[5] Gençliğinde Plato'nun okulunda öğrenim görmüş olan Hermesias, başta Aristo olmak üzere filozof dostlarını Asos’a davet etti. Hermesias’ın yeğeni Phtias ile evlenen Aristo, Assos'ta üç yıl yaşadı. M.Ö. 347’de Assos'ta bir felsefe okulu kurdu ve yaşambilimi üzerine çalışmalar yaptı. Kral Hermesias, M.Ö. 345 yılında bağımsızlığını yitirdi; Pers komutanı Rodoslu Memnon tarafından esir alınarak Persepolis'te çarmıha gerildi ve kentte yeniden Pers hakimiyeti başladı. M.Ö. 344'te Assos'tan ayrılan Aristo; Makedon Kralı II. Philip'in oğlu İskender'i yetiştirmek üzere Pella'ya gitmiştir. Bölgede Pers hakimiyeti, M.Ö. 334 yılında Büyük İskender'in Granikos Savaşı'nda kazandığı zafer ile son buldu. Assos, Büyük İskender'in ölümünden sonra Galatlar tarafından işgal edildi.[4] M.Ö. 241 yılında Pergamon Krallığı'nın egemenliği altına girdi. M.Ö. 133'te Kral III. Attolos'un vasiyeti ile Bergama Krallığı Roma'ya geçince Assos kenti de Roma egemenliğine girdi.[3] Kent, Roma yönetimi döneminde gelişti. Bu dönemde tarım arazilerinin verimliliği ile ünlü oldu.[6] Erken imparatorluk döneminde Athena Polias, Zeus Soter ve Asklepios kültleri yanında Roma imparatoru Augustus ve karısı Livia'yı tanrılaştıran Assoslular[7], Hıristiyanlığın doğuşundan sonra kenti Aziz Pavlus ve Aziz Luka'nın ziyaret etmiş olmasının da etkisi ile Hıristiyanlığı kabul ettiler.[3] M.S. 381 - 390 yıllarında, Hıristiyanlığın etkisi ve imparatorluğun emirleri doğrultusunda, birçok tapınak kapatılmış ve yıkılmış, taşları kilise ve konut inşasında kullanılmıştır; ayrıca harç yapımına gerekli kirecin sağlanması için tüm mermer malzeme agora yakınındaki kireç kuyusunda yakılmıştır. Assos Athena Tapınağı ve tapınağa ait sunak da bu zamanda tahrip edilmiştir.[8] M.S. 3. yy.ın ortalarından sonra kent önemini yitirdi.[8] M.S. 5. yüzyılda piskoposluk merkezi haline gelen kentte yerleşim, 7. yüzyılda sonra erdi.[7] Latinler, Franklar, Selçuklu ve Osmanlı Türkleri akropolise birçok kez kente saldırmışlardır. Bizans Dönemi’nde piskoposluk merkezi haline gelen Assos, 1080 yılında, Selçukluların egemenliği altına girdi, ancak 17 yıl süren egemenlikten sonra I. Haçlı ordusu komutanlarından Keşiş Pierre, bölgeden Türkleri uzaklaştırdığı için burada 1330 yılına kadar Bizans hâkimiyeti devam etti.[4] 14. yüzyılda Karesi Beyliği'nin topraklarında olan Assos, tüm Çanakkale çevresi ile birlikte 1359 yılında Sultan I. Murat'a satılarak Osmanlı topraklarının bir parçası oldu.[4] Yapılar[değiştir | kaynağı değiştir] Tiyatro 6x13 dor düzenli sütün ile çevrili Athena Tapınağı, Akropolün en önemli yapısıdır. M.Ö. 530 yılına ait tapınak 14x30m. ölçüsündedir. Tapınağın bazı sütunları yerine dikilmiştir. Athena Tapınağı frizlerinden bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndedir. İkinci bir surla takviye edilen akropoldeki iç surlar Orta Çağ'da, Osmanlı döneminde ve günümüzde de restore edilmiştir. Assos Nekropolü, Helenistik ve Roma dönemlerinden kalmadır. Mezarlar, Helenistik çağdan Arkaik çağa kadar kesintisiz devam eder. Akropolün güney eteklerindeki teraslar üzerinde Agora inşa edilmiştir. Agoranın doğusunda meclis binası (bouleuterion), kuzey ve güneyde stoalar (revaklar) bulunur. Agora ile Batı kapısı arasındaki gymnasium Helenistik dönemde yapılmıştır. Batı kapıdan aşağı inen taş yol hamamlara ve tiyatroya ulaşır. Tiyatro, doğal bir kaya oyuğuna M.Ö. 3. yüzyılda inşa edilmiştir. Araştırmalar, Kazılar[değiştir | kaynağı değiştir] Assos kalıntılarını ilk belirten, Piri Reis'tir (1521).[8] 1672'de John Covel, 1785'de Choiseul-Gouffier kenti gezen ilk seyyahlardır; 19. yüzyılda başka seyyahlar onları takip etmiştir. Charles Texier, 1835 yılında kentin kapsamlı planı ile birlikte tapınak frizlerinin çizimlerini yapmış; bu araştırma üzerine, 1838 yılında Sultan II. Mahmut, yüzeydeki heykeltıraşlık eserlerinin büyük bölümünü Fransa Kralına armağan etmiştir. Assos'ta ilk sistemli kazı çalışmaları 1881’de Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından başlatıldı. Amerikalı ekip, 3 yıllık çalışma sonunda kentin önemli mimari yapılarını açığa çıkardı. Çalışmalarda çıkarılan eserlerin bir kısmı Osmanlı Devleti'nin izni ile paylaşılarak Amerika Birleşik Devletleri'ne götürülmüş ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi'nde sergilenmişti. Assos'taki kazı çalışmaları 1981 yılında Ümit Serdaroğlu tarafından yeniden başlatıldı ve 2005'te ölümüne kadar sürdürüldü. Serdaroğlu; batı nekropolisi, agora, tiyatro ve akropoliste çalışmalar yaptı. 2005 yılından itibaren kazı başkanlığını Nurettin Arslan sürdürmektedir. Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir] ^ Congdon, Lenore O. Keene. "The Assos Journals of Francis H. Bacon". Archeology.org arşivi, Aralık 2006. 11 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2016. ^ Bayer, Mehmet. "Assos'un Et Yiyen Lahitleri". Hürriyet gazetesi 29 Haziran 2014. 6 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2016. ^ a b c d Bakar, Esra. "Assos Araştırma Tarihi ve Yapıları". İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Esntitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ocak 2014. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2016. ^ a b c d e Kahraman, Emrah. "Assos Agorası". Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2010. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2016. ^ "Assos'un Tarihi". Dergi Bursa, Nisan 2013. 6 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2016. ^ Sezgin, Kudret. "Assos Kuzey Stoasının inşası ve kullanım evreleri". anakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2010. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2016. ^ a b Ayaz, Mehmet. "Assos Kuzey Stoası Kırmızı astarlı Roma seramiği". Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2014. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2016. ^ a b c Çapalov, Osman. "Assos kenti Yunan ve Roma Dönemi zeytinyağı, şarap ve un üretim aletler". Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü , Yüksek Lisans Tezi ,2010. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2016....
Antiranik Ovagim

Bir günde Rusya'da Samara Oblast denilen bir yerden 67 ziyaret siteme, botlar yine devrede. Şu ana kadar China (CN), Philippines (PH), Russian Federation (RU), Senegal (SN), United States (US) ülkelerine siteme ulaştıklarında bir CAPCHA ile karşılama uygulaması koydum. Dünyanın en kalabalık ülkelerini sitemi ziyaret etmelerini engelliyorum. Gerçekten. Her işi kendim yapmak zorunda olmam çok fena, kadro olmadan bu işlere soyunmak insanı derinden zorluyor. Benim konunun başka yönlerine yönelmem gerekirken, bir sürü gereksiz işler ile uğraşmak zorunda kalıyorum. Tabii bu botlar yukarda saydığım ülkelerden de olmayabilir. Ama geri zekalı google öyle gösteriyor. Bu kadar büyük bir şirketin bu kadar salla pati iş yapması da bir tuhaf. Bugün Amerikadan biri beni Mc Afee nin sitem de bir sorun olabileceğine dair beni uyardı. Sadece Bing doğru iş yapıyor zannedersem. Sitem host'um tarafından taranıyor. SSL sertifikam var. Cloudflare ile firewall var. Bundan sonrası ise ya Güvenlik için bir kadro oluşturmak gerekir. Ya da profesyonel kurumlara güvenliği devretmek gerekir. Ama ne kadar önlem alırsanız alın. her zaman sıkıntı olacaktır. Gerçek manada beni asıl üzen ise, yeterli imkanlarım olmadığı için mirror siteler ve replikasyon yapma olanağım yok. Bunlar olsa hacklandığımda veya virüs den etkilendiğimde, saniyeler içinde devreye girebilirim. Hep mükemmele ulaşmak için çalışırken. Gittikçe daha çok yatırımcıların kucağına itiliyorum. Bir arkadaşım çok haklı idi 'Mükemmel peşinde koşmak İyi'yi görmenizi engeller' derken....
Edremit Körfezi

ASSOS Midilli (Lesbos) adasından gelen kolonistler tarafından Yunanlılaşmaya başlayan Assos yakın çevresine hükmeden bir merkez olmuştur. M.Ö. 560 yılında Lidyalıların eline geçen Assos, Troas’ın en güçlü ve önemli şehriydi. Antik döneme ait tarihçilere bakılırsa Assos ile Pedasos aynı şehirdi. Büyük tarihçi Hemeros Leleglerin güney Troas’ta yaşadıklarından bahsetmiştir. Leleglere başkentlikte yapmış olan Assos Akhilleus tarafından yıkılan Pedasos şehrinin yerine kurulmuştur. Assos para basılan ilk medeniyetlerdendir. Athena ve Medusa kullanılan Assos paraları mevut olup bilinen en eski parası M.Ö. 6. yy başlarındadır. M.Ö. 546'da Hellespontos Phrygia'sı adıyla Pers İmparatorluğu’nun satraplığı haline gelmiştir. M.Ö. 387'deki Altalkidas Barışı’ndan sonra, Eubolos kendisinin Artakserkses'in yönetiminden bağımsız bir şekilde Atarneus ve Assos şehrinin yöneticisi olduğunu söyler. Onun ölümünden sonra kölesi "Hadım" Hermeias bu şehirler üzerinde hâkimiyet kurmuştur. Platon’un öğrencisi Hermeias, dostları Ksenokrates ve Aristotales'i Assos’a davet etmiştir. Evlilik yoluyla Aristotales ile akraba olmuştur. Aristotales üç yıl Assos'ta yaşamıştır. Hermeias, Assos’un bağımsızlığını M.Ö. 345'e kadar sürdürmüştür. Bir Pers generalinin ihanetiyle tutuklanarak başkente götürülmüş. Hermeias'ın mührü kullanılarak egemenliğin Artakserkses'e bırakıldığına ilişkin bir mektup hazırlanarak bağlılıkları süren şehirlere gönderilmiş böylece Assos'un hakimiyeti Perslere geçmiştir. M.Ö. 334'te Granikos Savaşı'ında İskender'in Perslere karşı kazandığı zafer sonrasında Assos ve tüm bölge özgürlüğüne kavuşmuştur. İskender’in ölümüyle Troas Bölgesi'ne Galyalılar yerleşmiştir. Bergama Krallığı’nın yükselişiyle Eumenes ve Attalos'a vergi vermeyen kabileler Hellespontos kıyılarına sürülmüştür. 60 yıldan fazla bir süre bölgede kaldıktan sonra M.Ö. 216'da Arisbe yakınlarında yapılan bir savaşla yenilgiye uğradılar. M.Ö. 133'te III. Attalos'un ölümü ve bıraktığı vasiyetle Bergama Kralığı'nın bir parçası olarak Roma egemenliğine girmiştir ve hızlı bir yükselme dönemi yaşamıştır. Hıristiyanlığı ilk kabul eden şehirlerden olan Assos için ortaçağ karanlık bir dönem olarak geçmiş, Haçlı seferleri sırasında Fransızların egemenliğine girmiş olan Assos Bizans döneminde Makhramion adını aldı. 14.yy başlarında Osmanlı İmparatorluğu tarafından tüm bölgenin fethedilmesi ile birlikte Türkleşen Assos bu günkü Çanakkale ilinin en önemli turistik değeridir Akropolis Athena Tapınağı: Akropolisin doğusundaki Athena tapınağı Anadolu’daki Arkaik Çağ tapınakları için çok özel bir yere sahiptir. M.Ö. 540-530 tarihleri arasında inşa edilen tapınak, bir sütun başlığı üzerindeki yazıta göre tanrıça Athena’ya adanmıştır. Cella içindeki mozaik döşeme tapınağın Hellenistik Çağ’a kadar kullanıldığını ortaya koymaktadır. 14.30X30.31 metre ölçülerindeki tapınağın uzun kenarlarında 13, kısa kenarlarında ise 6 adet sütun yer almaktadır Tapınağın çatısı dışında tamamı andezit taştan yapılmıştır. Mitolojik konular ve hayvan mücadeleleri ile süslenmiş olan friz ve metoplar bu gün Çanakkale, İstanbul, Louvre ve Boston müzelerinde sergilenmektedir. Tanrıçanın evi olarak kabul edilen kutsal odaya (Cella) sadece görevli tapınak görevlileri girebilirdi. Cella’da tapınağa ait heykel ve tanrıçaya sunulan hediyeler saklanırdı. Tanrıça için yapılan törenlerin tamamı o çağ inançlarına göre açık havada ayakta ve eller havaya kaldırılarak yapılmaktaydı. Tören alanı olarak tapınakların giriş kapısının bulunduğu doğu yönü seçilmekteydi. Bir sunak üzerinde yanan ateş içine tanrıçaya sunulan adaklar atılmaktaydı. Katiller sarhoşlar ve doğuştan kusurlu olanların tapınak alanına girmeleri yasaktı. Bizans Çağı Kalıntıları: Geç Bizans Çağı’nda akropolis sığınma yeri olarak kullanılır. Bu amaç doğrultusunda akropolis, yuvarlak ve kare planlı kulelere sahip, bir sur ile çevrilerek kaleye dönüştürülmüştür. Kale içinde sarnıçlar, tahıl depoları ve konutlar bulunmaktadır. Söz konusu yapıların inşasında Athena tapınağının taşları kullanılmıştır. Nekropolis Assos kentinin mezarlık alanları kentin doğusundan batısına kadar uzanmaktadır. Ancak sadece Batı Kapısı önündeki mezarlıkta kazı ve araştırmalar yapılmıştır. Nekropolisteki en eski mezarlar urne ve büyük küp (pithos) mezarlardır. Ölüler bu büyük depo kaplarına ana karnındaki pozisyonda (hoker) yerleştirilmiştir. Genellikle ağızları doğuya bakacak şekilde,ana kaya üzerine yatırılmış ve ağızları taş ile kapatılmıştır. Bu tip mezarların en eskisi M.Ö. 7. yüzyılın ortalarına tarihlenmektedir. Yakılarak gömülen kişilerin külleri küçük vazolar (urne) içine konulmuştur. M.Ö. 6. yüzyılda sandık tipi mezarlar, M.Ö. 5. yüzyılda ise lahitler ortaya çıkar. Lahit mezarlar Bizans Çağı’na kadar kesintisiz kullanılmıştır. Lahitler Roma Çağı’na kadar basit, düz kapaklı, süslemesiz ve yazıtsızdır. Mezar sahiplerinin isimleri küp şeklindeki taş bloklara yazılarak lahitlerin üzerine konulmuştur. Roma Çağı’ndan itibaren lahitler süslenmeye ve uzun yüzlerine yazıt yazılmaya başlar. Lahitler dışında etrafları duvar ile çevrili aile mezarları da çok sayıdadır. Bunlardan biri Larichos ailesine aittir. Assos mezarlık alanında Roma Çağına ait olan anıtsal mezarlarda oldukça fazladır. Bunlardan en iyi korunanı M.Ö. 1. yüzyılın sonunda inşa edilmiş olan Publius Varius’un mezarıdır.Nekropolisin en eski ve Batı Kapısına bağlanan taş döşeli yol M.Ö. 6. yüzyılda inşa edilmiştir. Bu yolun kuzeyinde Roma Çağı’nda iki yol daha inşa edildiği tahmin edilmektedir. Mezarlara ölüler yakılarak veya günümüzdeki şekilde gömülmektedir. Genel bir kural olarak çocuklar hiç bir zaman yakılmamıştır. Özellikle Arkaik Çağda kadınlar yakılarak külleri küçük kaplara konulmuş, erkekler ise yakılmadan büyük küpler (pithos) içerisin gömülmüştür. Antik Çağ inanışına göre mezarlara genellikle değişik hediyeler konulmuştur. Agora Antik Çağ’da insanların toplandıkları siyasi ve ticari faaliyetleri yürüttükleri kamusal alanlardan en önemlisidir. Agora için halkın toplanmasına uygun düz bir alan yeterlidir. Assos agorası kentin doğu ve batısındaki konut bölgelerinin ortasında ve tiyatronun hemen batısındadır. Kentin doğusundan, batısından ve liman yönünden gelen yollar agorada kesişmektedir. Agoranın doğu köşesinde kentin meclis binası (Bouleuterion) yer alır. Kuzey ve güney kenarlarında ise stoalar uzanmaktadır. Güney stoanın hemen önünde Roma Çağı’nda inşa edilmiş hamam yapısı bulunmaktadır. Agoranın ana kapısı batı yöndedir. Girişin hemen güneyinde küçük tapınak, Bizans Çağı’nda kiliseye dönüştürülmüştür. Bouleuterion Şehir meclisinin toplantı yeri olarak kullanılan yapı, kare planlıdır. Çatı içerideki dört sütun tarafından taşınmaktadır. Yapının girişi agoraya bakan batı yönünde olup diğer yönler kapalıdır. Girişin bulunduğu batı yönünde dört sütunun arası parmaklıklar ile kapatılmıştır. Yapının içinde giriş yönü hariç olmak üzere, üç tarafında ahşap oturma sıraları vardır. Bouleuterion’daki yivsiz sütunlar Dor düzenindedir. Meclis binası tespit edilen bir yazıta göre M.Ö. 4. yüzyılda inşa edilmiştir. Stoa İnsanları güneş ve yağmurdan koruyan Stoa, tüccar, zengin kişiler ve filozofların buluşma noktasıdır. Agora’nın kuzeyindeki ana kaya (konglomera) stoanın inşası için kesilmiştir. Güneye bakan iki katlı stoa 111.52 m. uzunluğunda ve 12.42 m. genişliğindedir. Agoraya açılan mekanların ön tarafındaki merdiven tüm yapı boyunca uzanır. Stoanın içinde ve önündeki sütunlar Dor düzenindedir. Stoanın mekanları içindeki sütunlar düz, ön cephedekiler ise kanallıdır. Birinci kat kalın ahşap kirişlerle taşınmaktadır. Agoranın güneyindeki stoa kot farkında dolayı daha fazla katlı olup, üstteki katı agoraya açılmaktaydı. Stoanın zemininde su ihtiyacını karşılayan sarnıç bulunmaktadır. Assos Stoa’nın M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Tiyatro Agoranın güneyindeki tiyatro andezitten inşa edilmiştir. At nalı planı ile Yunan karakteri gösteren yapıya, Roma Çağı’nda orkestranın önüne iki katlı bir sahne binası yerleştirilmiştir. Yapının bir yamaca yaslanması ve manzaraya dönük olması gibi özellikleri de yine Yunan tiyatrolarının karakteristik özelliğidir. Tiyatronun oturma basmakları dikey merdivenler ve yatay gezinti yerleri (diazoma) ile bir birinden ayrılmıştır. Tiyatroya doğu ve batı yönünden diazomaya açılan iki tonozlu geçitten girilmektedir. Tiyatronun orkestrasını çeviren bir su kanalı vardır. Oturma sıralarının güneye bakan tarafları derin birer tonoz üzerine oturmaktadır. Roma Çağı’nda ilk oturma sırası kesilerek, korkuluk levhalarının ilave edilmesi gladyatör oyunları ile bağlantılı olmalıdır. Oturma sıraları üzerinde dört adet yazıt tespit edilmiştir. Bunların üçü, demirciler, dericiler ve taş işletmecileri gibi meslek gruplarına aittir. Dördüncüsü ise Serapis kültü veya bu külte mensup kişilerle ilgilidir. Yazıtlar, bu meslek gruplarının tiyatroda rezervasyon yaptırdıklarını ortaya koymaktadır. Tiyatrodaki oturma yerlerinin kenarlarındaki delikler izleyicileri güneşten korumak için dikilen gölgeliklerin ahşap direkleri içindir. Tiyatronun batı yönünde toprak kayması nedeni ile meydana gelen bozulmalar hala görülmektedir. M.Ö. 4-3. yüzyılda inşa edilen tiyatro Roma Çağı’nda da bazı eklenti ve değişiklikler yapılarak kullanılmaya devam edilmiştir. İlk kez 1881-1883 yılları arasında Amerikan kazı heyeti tarafından kazılan tiyatro, 1980’li yıllarda Türk heyeti tarafından tamamen açığa çıkarılarak restorasyonu yapılmıştır. Assos, Pavlus tarafından ziyaret edilmiştir ve kent bu nedenle Hıristiyanlarca kutsal olarak kabul edilir. MÖ 900’lerde kurulan bu kentin en gözalıcı yeri en tepesine yapılmış olan, Dorik yapılı, Athena Tapınağı’dır. Şehrin bir diğer turistik özelliği de tapınaktan görülen muhteşem manzaralarıdır. Aktif olduğu zamanlarda Assos, bulunduğu bölgedeki tek büyük limana sahip olduğu için geçen gemiler sayesinde zengin olmuştur. Kentin ayrıca büyük bir amfi tiyatrosu da vardır. Ayazma Kilisesi Batı Kapısı’nın 400 m. kadar güneybatısındaki kilise, Ayazma Tepesi üzerinde yer almaktadır. Bu yüzden “Ayazma Kilisesi” olarak adlandırılmaktadır. Ayazma kelimesi, Yunanca “Hagiasma” yani “kutsal su” veya “su olan kutsal alan” anlamına gelmektedir. Roma Çağı’nda nekropol olarak kullanılan Ayazma Tepe, lahit ve anıt mezar kalıntıları ile kaplıdır. Kilise, Ümit Serdaroğlu başkanlığı döneminde gün yüzüne çıkartılmıştır. 2007 yılında kilisede, temizlik ve kazı çalışmalara yeniden başlanmıştır. Kilise, kısmen Roma Çağı anıt mezarının podyom duvarı üzerine inşa edilmiştir. Kilise, uzun bir naostan oluşmaktadır. Naosun uzun kenarlarına, yan mekânlar ilave edilmiştir. Naos’u yan mekânlardan ayıran duvarlar, devşirme taşlarla örülmüştür. Duvarların iyi korunmuş kısımlarları yer yer 1.7 m. yüksekliğindedir. Naosun zemini, Roma Çağı lahitlerinden elde edilmiş levhalarla, Bema’nın zemini ise mermer plakalarla kaplanmıştır. Kilisenin ikinci inşa safhasında, naosun yan duvarları önüne banklar ilave edilmiş. Doğuda naos, bir templon ile bemadan ayrılmıştır. Bemanın zemini, mermer plakalarla kaplanmıştır. Yuvarlak planlı apsise, synthronon eklenmiştir. Mermer plaka ile kaplı kısa ve dar bir geçit; bemayı, naosun ortasında duran ambona bağlamaktadır. Basamaklı ambon, Roma Çağı lahitlerinden yapılmıştır. Yan nefler, ikinci yapı safhasında küçük odalara bölünmüş ve naosa açılan üç kapı ilave edilmiştir. Küçük odalardaki lahitler, bu mekânların mezarlık olarak kullanıldığını göstermektedir. Naosun batı yönüne 25x15 m. ölçülerinde bir narteks eklenmiştir. Narteks güneyindeki dar cephedeki kapı, kilisenin ana girişidir. Zemini ana kaya olan nartekse ölüler gömülmüştür. 2007 yılından beri narteks batı yönündeki alanda, kazı çalışmaları sürdürülmektedir. Kilisedeki bu araştırmalarda, kilisenin batı yönünde ikinci inşa safhasında, birçok küçük mekân ilave edilmiştir. Bunlardan bazılarının zemini, çok itinalı bir şekilde devşirme plakalar ile kaplanmıştır. Muhtemelen bu mekânlara da ölüler defnedilmiştir. Narteks önünde, yan yana dizilmiş dört adet lahit bulunmaktadır. Lahitler, toprak üzerinde olmaları nedeniyle soyulmuştur. Bu yüzden lahitlerin içerisinde, erhangi bir buluntu ve iskelet parçası ele geçmemiştir. Kilisenin güney köşesine, son inşa safhasında, küçük bir şapel eklenmiştir, şapelin zemini mermer kaplıdır. M.S. geç 9. veya 10. yüzyılda inşa edilen kiliseye, daha sonraki yüzyıllarda ilaveler yapıldığı anlaşılmaktadır. Bir kilisenin bütün ögelerine sahip yapı, basit ve gösterişten uzaktır. Çok fazla sayıda devşirme parçalarla inşa edilen yapı, bir mezar kilisesi olarak kullanılmıştır. Batı Kilisesi Agoranın güneyinde, tiyatro ile aynı terastaki kilise, Batı Kilisesi olarak adlandırılmıştır. Kilise, Clarke ve Bacon tarafından açığa çıkartılır. Mozaik deseni ve planı çizilen Batı Kilisesi, kısa bir yazı ile tanıtılır. 1990 yılında yeniden temizlenen kilise üç nefli ve yarım daire formlu apsislidir. Son yapılan kazılarda iki mekânlı narteks bölümü açığa çıkartılmıştır. Narteks ile önündeki odalar, payandalar ile bölünmüştür. Payanda üzerindeki mermer kaplama plakalar in situ olarak korunmuştur. Nartekse girişi sağlayan orta eksendeki kapının eşiği, yerinde durmaktadır. Narteks kapısının tam karşısındaki naosun girişi, daha sonraki bir dönemde duvarla kapatılmıştır. Narteks’in zemini, dörtgen mermer plakalar ve korkuluk levhası ile kaplanmıştır. Korkuluk levhası, baklava dilimi şeklinde kesilip; içlerine değişik renkli mermer parçaları yerleştirilerek, opus sectile görünümü elde edilmiştir. Kilisenin ana mekânı, iki sıra sütunla üç nefe ayrılmıştır. Kuzeydeki nefin zemini taş plaklarla kaplı olup, arkasındaki duvar düzenli bir şeklilde kemerli nişlerle bölünmüştür. Büyük bir olasılıkla bu bölüm, Roma Çağı’na ait olmalıdır. Kuzeydeki yan nefin zemini, naosun zemininden daha yüksektir. Güneydeki yan nef daha dar ve naos zemininden daha da aşağı seviyededir. Eğimli arazide kot farklarını gidermek için, kademeli dolgu yapılmıştır. Farklı seviyedeki mekânların duvarlarında kullanılan büyük taş blokları ve yerde yatan sütun tamburları, hiç şüphesiz Roma Çağı yapılarına aittir. Yan neflerin zemininde yatan sütunlar, mermer ve andezittir. Mermer sütunlardan biri üzerinde, haç bezemesi vardır. Kemer taşlarının büyük bir kısmı, kilisenin içerisinde ele geçmiştir. Kilisenin inşasında, andezit ve mermer devşirme parçalar kullanılmıştır. Dıştan yarım daire şeklindeki apsis duvarı içinde, bir sıra halindeki, düzgün dikdörtgen blok taşlar göze çarpmaktadır. Apsisin iç kısmı, dış kısmın aksine moloz taş ile örülmüştür.Naos ve bemanın zemini, yazıtlı mozaiklerle kaplanmıştır. 1990’lı yıllarda yeniden açığa çıkartılan bemadaki mozaiğin yazıtlı bölümü, tahrip olmuştur. Mozaik; asma, örgü ve volüt motiflerinden oluşan bir kenar bordürü ile çevrilmiştir. Mozaiğin üzeri; farklı büyüklüklerde simetrik dörtgen alanlar, eşkenar dörtgen, çiçek, örgü ve kuşlar ile süslenmiştir. İki satırlık yazıta göre; mozaik, “Alypios” tarafından yaptırılmıştır. Madalyon ve eşkenar dörtgenden oluşan motif, bema ve naos mozaiklerini birbirine bağlamaktadır. Naosun batısındaki ikinci yazıta göre; mozaiği yaptıran, Satarnilos’tur. Naosdaki mozaik, sadece sekizgen madalyonlardan oluşan, şematik bir çizim şeklinde yayımlanmıştır. Üç nefli büyük kilise, mimari özelliklerine göre M.S. 5. veya 6. yüzyılda inşa edilmiş olmalıdır. Gymnasion Yapı, kare planlı geniş bir avlu ve bunu çevreleyen gölgelikten oluşmaktadır. Gençlerin spor müzik edebiyat ve fen bilimlerinde eğitim gördükleri Gymnasionlar M.Ö. 4. yüzyıla kadar şehir dışında ve ormanlık alanlarda yer almaktaydı. Ancak daha sonra kentlerin içerisine inşa edilmeye başlar. Assos Gymnasion’unda ele geçen bir yazıta göre yapı M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilmiştir. Öğrencilerin yıkanmaları için gerekli olan su ihtiyacı için avlunun güney kenarına büyük bir sarnıç yapılmıştır. Gymnasion’un kuzey bölümü Bizans Çağı’nda Kiliseye dönüştürülerek zemin mozaik ile kaplanmıştır....